Merhaba Gezgin Kalemi Okuyucuları !

Gezimize İspanya ile devam ediyoruz..

İspanya, ışıltılı güneşi, canlı sokakları ve tutkulu kültürüyle sizi büyüleyecek bir ülke. Madrid’in canlı enerjisi ve modern sanatın önde gelen müzeleri, etkileyici Sevilla’nın flamenko dansı ve tarih kokan sokakları, mistik Granada’nın Alhambra Sarayı ve Sierra Nevada’nın büyüleyici manzaraları, Valencia’nın turkuaz suları ve modern mimarisi, Barcelona’nın eşsiz Gaudi eserleri ve sanat atmosferi ile dolu sokakları, Cordoba’nın Orta Çağ mirasının izleri… İspanya, her bir şehiriyle benzersiz bir deneyim sunuyor ve gezginlerin kalbini fethediyor.

İspanyol insanları sıcakkanlı ve misafirperver, her zaman güler yüzle sizi karşılıyorlar. Sokakları dolduran enerjik kalabalık, lezzetli tapas ile keyifli bir akşam geçirilmesini sağlıyor. Her adımda bir tarih parçasıyla karşılaşmak mümkün. Arnavut kaldırımlı sokaklar, antik yapılar ve zarif katedraller… İspanya, geçmişin izlerini modern hayatın içinde harmanlamış bir ülke.

Şimdi hazırsanız İspanya’yı gezgin kalemiyle daha detaylı bir şekilde keşfedelim!

BARCELONA

Sabiha Gökçen Havalimanı Dış Hatlar Terminalinden Barcelona’ya hareket ettik. Yaklaşık 3 saatlik uçuşun ardından Katalunya Eyaleti’nin başkenti İspanya’nın ikinci büyük şehri Barcelona’ya vardık. Sahip olduğu eserlerden ötürü nüfusunun dört katı kadar turisti kendine çeken bu şehirde, Gaudi yapıtları, hiç düz duvara sahip olmaması ile bilinen Casa Mila, Çatısı bir ejderin sırtını andıran UNESCO koruması altında ki Casa Battlo, bitmemiş görkemli kilise Sagrada Familia, Plaza Espanya , Placa Catalunya, Yahudi tepesi olarak da bilinen Mont Juic, Olimpiyat Stadı, Zamanının ilk uydu kenti olarak tasarlanmış, günümüzde kendine özgü çizgileri ile UNESCO koruması altında ki Park Guell, Birlikte Arapça nehir yatağı kelimelerinden türemiş Avrupa’nın en ünlü caddelerinden Las Ramblas caddesi ve son olarak Gotik Mahalle Barcelonada gezerek tamamlamış olduk..

Sagrada Familia
Casa Mila
Casa Batllo Gaudi
Placa Catalunya
Plaza Espanya
Barri Gotic
Barceloneta Plajı

Barcelona gezimizin 2.gününde yörenin en zengin şehri olan Girona’ya vardık. Onyar nehri’nin kıyısına kurulmuş bu tarihi şehir ilk nakışta Floransa’yı anımsatmakta.. Yürüyüşte Aslan heykeli, Katedral Meydanı, Mezuzalı evler, Yahudi Mahallesi, Rambla ve ünlü mağazaları gördük.. Fırıncıları ile ünlü bu şehirde Özgürlük Meydanı’na kruvasan eşliğinde kahve içmeyi unutmayın.. Daha sonrasında Pirene dağlarının manzarası eşliğinde Rüzgarları ile ünlü Figueras Kenti’ne varıp burada ünlü sürrealist ressam “Salvador Dali’nin kendi elleri ile dekore ettiği müze evi gezdik. Her bir eserinin değeri milyonlarca dolarla ifade edilen bu müzede ressamın yaptığı en önemli eserleri gördük.. Onun gizemli dünyasına tanık olduk..

Onyar Nehri (Mezuzalı evler)
Katedral Meydanı
Katedral Meydanı

Ayrıca, Barcelona hem Salvador Dali’nin doğduğu yer hem de birçok eserinin sergilendiği bir şehirdir. Bu yazımda Barcelona’da Salvador Dali’nin eserlerinin bazılarından da bahsedeceğim.

Barcelona’da Dali’nin en ikonik eserlerinden biri, Güell Parkı’da yer alan “Güell Ejderhası” adlı heykeldir. Bu renkli ve heyecan verici heykel, Dali’nin sürrealist ve deneysel tarzını yansıtmaktadır. Güell Parkı aynı zamanda Antoni Gaudí’nin eserlerine ev sahipliği yapan bir park olduğu için, Dali ve Gaudí gibi iki büyük ismin eserlerini aynı yerde görmek oldukça etkileyicidir.

Park Guell
Güell Ejderhası

Barcelona’da Dali’nin bir diğer önemli eseri, Les Rambles bölgesinde yer alan Teatro-Museo Dali’dir. Bu müze, Dali’nin sanatının detaylı bir şekilde sergilendiği ve ziyaretçilere onun sürrealistik dünyasını keşfetme fırsatı veren bir yerdir. Müzede, resimler, heykeller, kolajlar ve en ünlü eserlerinden bazıları olan “Yumuşak İzlenim” ve “Dönen Beller” gibi çalışmalar yer almaktadır.

Teatro-Museo Dali

Barcelona’da Dali’nin sanatına bir başka dokunuş, Museu Nacional d’Art de Catalunya’da (MNAC) bulunan “Çatlak Yumurta” adlı eseridir. Dali bu eserinde sıradışı ve etkileyici bir şekilde çatlak bir yumurtayı göstererek, gerçeklik ve hayal dünyasının sınırlarını sorgulamaktadır. MNAC, Katalan sanatının önde gelen eserlerini barındıran bir müze olduğu için, Dali’nin eserlerini bu önemli koleksiyon arasında görmek oldukça değerlidir.

Kısa bir dipnot bırakmak isterim.. Teatro-Museo Dali Müzesi’nin dış tasarımından da anlaşılacağı üzere Salvador Dali’nin yumurta, ekmek ve kaşık hassasiyeti vardı ve çoğu eserinde de yer vermiş..

Salvador Dali Müzesi

Dali, öldükten sonra Gala ile buluşmalarını resmetmiş…Tavana resmedilen bu eserde, gökyüzünde buluşan çiftin ayaklarını görüyoruz. İnce detayların da bulunduğu bu eser gerçekten büyüleyici! Dikkatlice baktığınız da; çiftin birazdan binecek olduğu kader gemisini ve eriyen saatleri görebiliyorsunuz.

Picasso Portresi (1947)

Eserlerinde rüyalar ve düşünsel durumlardan etkilendiğini dile getiren Dali, Picasso’ya olan hayranlığını da belirtiyor. Picasso’yu resmettiği tablosunda, onun zekasına ve diline olan hayranlığını ön planda göstermek istemiş. Portrede göze çarpan sert yüz ifadesi, Picasso’nun siyasetteki sertliğine ithafen uygulanmış.

Altın Ekmek

Ekmek, Dali için aynı zamanda kutsaldır. Ekmek Sepeti tablosu da Dali’nin en bilinen eserlerinden biri..

Salvador Dali Müzesini 3d sanal turla gezmek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz..

https://www.salvador-dali.org/en/museums/dali-theatre-museum-in-figueres/visita-virtual/

Salvador Dali’nin eserleri, Barcelona’da sanatseverlerin ve ziyaretçilerin ilgisini çeken önemli noktalardan biridir. Güell Ejderhası, Teatro-Museo Dali, MNAC’deki Çatlak Yumurta ve Dali Theatre-Museum, bu büyüleyici sanatçının sürrealist dünyasını keşfetmek için mutlaka görülmesi gereken yerlerdir. Barcelona’nın zengin sanat ve kültür sahnesine ek olarak, Dali’nin eserleri şehri sanat meraklıları için daha da etkileyici bir hale getirmektedir.

Valencia

Valencia, İspanya’da Akdeniz kıyısında yer alan, enerjik ve canlı bir şehirdir. Güneşi, plajları, tarihi ve modern mimarisiyle, ziyaretçilere benzersiz deneyimler sunan bu şehir, her yıl milyonlarca turisti kendine çekmektedir.

Valencia’nın en ünlü simgelerinden biri, modern bir sanat eseri olan Ciudad de las Artes y las Ciencias’tır. Bu karmaşık ve büyüleyici yapılar, Santiago Calatrava tarafından tasarlanmıştır ve şehre modern ve ilginç bir hava katmaktadır. Bilim Müzesi, Okyanusografik, Hemisferic ve El Palau de les Arts Reina Sofia gibi yapılar, ziyaretçilere sanat, bilim ve eğlence dolu bir deneyim sunar.

Ciudad de las Artes y las Ciencias

Sanat ve Bilim Şehri Müzesine 3d Sanal tur yapmak için https://cac.es/ linke tıklayabilirsiniz.

Valencia aynı zamanda tarihi ve kültürel zenginlikleri ile de dikkat çeker. Gotik tarzdaki Valencia Katedrali, Orta Çağ’dan kalan en önemli anıtlardan biridir. Burada, İsa’nın Kutsal Kâsesi olarak bilinen bir eşya da sergilenmektedir. Ayrıca, Lonja de la Seda adlı Gotik tarzda bir tarihî yapı da görülmeye değerdir. Bu UNESCO Dünya Mirası listesindeki yapı, tarihi ticaret borsası olarak kullanılmıştır.

Llotja de la Seda
Valencia Katedrali
Valencia Katedrali
İsa’nın Kutsal Kâsesi

Valencia’nın en ünlü meydanlarından biri ise Plaça de l’Ajuntament’dir. Bu meydan, tarihi Belediye Binası ve çeşitli kafeler ve restoranlarla çevrilidir. Meydanda yapılan etkinlikler ve festivaller, yerli halkın günlük yaşamına renk katar.

Valencia Meydanı

Valencia’nın gastronomisi de dikkat çekicidir. “Paella Valenciana” adlı geleneksel bir yemek, şehrin en meşhur lezzetlerinden biridir. Bu pirinç tabağı, tavuk, tavşan eti, sebzeler ve deniz ürünleriyle hazırlanır. Şehrin pazarları, taze deniz ürünleri, meyve ve sebzeler gibi lezzetli yiyeceklerle doludur. Central Market, bu çeşitliliğiyle ziyaretçilerin ilgisini çeken başlıca yerlerden biridir.

Valencia, İspanya’nın en eşsiz şehirlerinden biridir. Tarihi ve modern dokusu, deniz ve güneş keyfi, lezzetli mutfağı ve canlı atmosferiyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar. İspanya seyahatinizde Valencia’yı görmeden geçmeyin, bu şehrin enerjisi sizi büyüleyecektir!

Granada

Granada, İspanya’nın güneyinde yer alan Endülüs bölgesinde bulunan muhteşem bir şehirdir. Tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü olan Granada, aynı zamanda Sierra Nevada Dağları’nın eteklerinde yer almasıyla doğal güzelliklerle de doludur. Ben de bu blog yazımda sizlere Granada hakkında daha fazla bilgi vermek istiyorum.

Granada’nın en dikkat çeken noktalarından biri kuşkusuz Alhambra Sarayı’dır. Bu muhteşem saray, Endülüs İslam Devleti döneminde yaşayan Nasriler tarafından inşa edilmiştir. Alhambra, İslam ve Hristiyan sanatının eşsiz bir birleşimi olan Mudéjar tarzını yansıtmaktadır. Sarayın etkileyici İspanyol-Arap mimarisi, bahçeleri ve detayları ziyaretçileri büyüler.

Alhambra Kalesi

El Hamra Sarayı; “… Elhamra’ya basit bir dış kapıdan giriliyor. Girerken harikulâde bir mekân içine girileceğinin farkına bile varılmıyor. Girdikten sonra bir âlemden başka bir âleme geçmiş, sanki bir rüyanın ortasına düşmüş gibi gözlerimi kapadım ve açtım, öylesine bir hayret içindeydim …”
“Yahya Kemal Beyatlı İspanya Elçiliği sırasındaki izlenimlerini böyle kaleme almış, gelin biz de birlikte gezelim.”

El Hamra Sarayı
El Hamra Sarayı

Alhambra Sarayı’na ek olarak, Generalife Bahçeleri’nin ziyaret edilmesi de önemlidir. Bu bahçeler, etkileyici su kanalları, çiçekler ve çeşitli bitkilerle dolu romantik bir atmosfere sahiptir. Bahçelerin içinde yer alan Generalife Sarayı, Nasriler’in yazlık ikametgahı olarak kullanılmıştır.

Generalife Bahçeleri
Generalife Bahçeleri

Granada’nın sokakları da büyüleyicidir. Albayzín, dar labirent gibi sokakları ve geleneksel İspanyol evleriyle ünlü bir bölgedir. Burada dolaşırken, tarihi ve geleneksel bir atmosfer ile karşılaşır, yerel mağazalardan alışveriş yapabilir ve geleneksel lezzetleri tadabilirsiniz. Ayrıca Sacromonte semti, Roma dönemine dayanan mağaralarda yaşayan Flamenko dansçılarının evi olarak bilinir. Burada gerçekleşen Flamenko gösterileri, kültürel bir deneyim yaşamanızı sağlar.

Carrera del Darro

Granada’nın en güzel caddesi olarak bilinen Carrera del Darro

Carrera del Darro

Granada’nın merkezinde yer alan Katedral, şehrin dikkat çeken diğer bir yapıdır. İspanya’nın en büyük beşinci katedrali olan Granada Katedrali, Gotik ve Rönesans tarzlarıyla inşa edilmiştir. Katedralin içerisinde yer alan Kraliyet Şapeli, Katolik Monarşinin mezarlarını barındırır.

Granada Katedrali
Granada Kraliyet Şapeli

Granada’nın sokaklarında dolaşırken tipik bir İspanyol tapas deneyimi yapabilirsiniz. Granada, İspanya’da tapas kültürünün en güçlü olduğu yerlerden biridir. Bir içecekle birlikte ücretsiz olarak gelen tapasları tadarak, farklı lezzetler keşfedebilirsiniz. Ayrıca, Granada’ya özgü lezzetler arasında şerbetli tatlılar ve Sacromonte semtine özgü lezzetli kebaplar da bulunur.

Sonuç olarak, Granada tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle büyüleyici bir şehirdir. Alhambra Sarayı, Generalife Bahçeleri, El Albayzín bölgesi ve Granada Katedrali gibi yerleri ziyaret ederek bu şehri tam anlamıyla keşfedebilirsiniz. Ayrıca, tapas kültürünü deneyimleyerek lezzetli İspanyol yemeklerinin tadını çıkarabilirsiniz. Granada, İspanya’nın en önemli turistik destinasyonlarından biridir ve unutulmaz bir seyahat deneyimi sunar.

Sevilla

Sevilla, İspanya’nın güneyinde bulunan Endülüs bölgesinin başkenti ve en büyük şehridir. İspanya’nın en büyük beşinci şehri olan Sevilla, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlüdür.

Sevilla’nın tarihi, Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanır ve bu tarihten itibaren birçok medeniyetin etkisiyle gelişmiştir. Endülüs İslam Devleti döneminde büyük bir önem kazanan Sevilla, mimari açıdan büyük gelişmeler yaşamıştır. Günümüzde Sevilla’nın tarihi merkezi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.

Sevilla’nın en ünlü simgelerinden biri olan Sevilla Katedrali, dünyanın en büyük gotik katedrali olarak bilinir. Katedral, aynı zamanda dünyanın en büyük üçüncü kilisesidir. İçerisinde yer alan La Giralda Kulesi ise Sevilla’nın en tanınmış simgelerinden biridir. Bu kule, Endülüs döneminden kalma bir minareden dönüştürülmüştür.

Sevilla Katedrali ve Giralda Çan Kulesi

Bir diğer önemli yapı olan Real Alcázar, müthiş bir mimari ve bahçe düzenlemeleriyle dikkat çeker. Endülüs, Mudéjar ve Rönesans dönemlerinin izlerini taşıyan bu saray, ziyaretçilerine görsel bir şölen sunar. Ayrıca, İspanya Meydanı (Plaza de España) da Sevilla’nın önemli turistik mekanlarından biridir. Bu meydan, mimari güzelliğiyle ünlü olup, birçok filmde de kullanılmıştır.

Plaza de España (Sevilla)
Maria Luisa Park
Sevilla

Sevilla mutfağı da zengin bir lezzet çeşitliliğine sahiptir. Tapas kültürü ön planda olan Sevilla’da, tortilla Española (İspanyol omleti), gazpacho (soğuk sebze çorbası) ve paella gibi geleneksel İspanyol yemeklerinden tatmanızı öneririm.

Flamenko

Sonuç olarak, Sevilla tarihi ve kültürel zenginlikleriyle büyüleyici bir şehirdir. Mimari güzellikleri, tarihi dokusu, lezzetli yemekleri ve etkinlikleriyle Sevilla’yı mutlaka ziyaret etmelisiniz

Madrid

Madrid, İspanya’nın başkenti ve en büyük şehri olarak ülkenin en önemli turistik ve kültürel merkezlerinden biridir. Hem tarihi hem de modern yapıları, zengin kültürel mirası ve nefis yemekleriyle her ziyaretçiyi etkilemektedir.

Bu canlı ve hareketli metropol, tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkar. Şehrin merkezinde yer alan Puerta del Sol Meydanı, adeta şehrin kalbi konumundadır ve burası hem yerli halk hem de turistler için popüler bir buluşma noktasıdır.

Puerta del Sol Meydanı

İspanyolca’da “Güneş Kapısı” anlamına gelen Puerta del Sol, tarih boyunca önemli bir konuma sahip olmuştur. Meydan hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum..

1.Puerta del Sol, Madrid’de bulunan en eski meydanlardan biridir ve şehrin tarihine tanıklık etmiştir. Meydanın ortasında yer alan “Kilometre Sıfır” (Km 0) işareti, İspanya’daki tüm karayollarının başlangıç noktası olarak kabul edilir.

(Km 0) işareti

2. Puerta del Sol Meydanı, çeşitli tarihi yapılar ile çevrilidir. Meydanın en dikkat çekici yapısı, hala faal olan ve İspanya’nın en eski saat kulesi olan Puerta del Sol Kulesi’dir. Ayrıca, Casa de Correos binası da meydanda bulunur ve yılbaşı gecelerinde önemli bir noktadır.

3.Puerta del Sol Meydanı, Madrid halkı ve turistler için popüler bir buluşma noktasıdır. Meydandaki Oso y Madroño (Ayı ve Çitlembik Ağacı) heykeli, burada buluşmak için sık kullanılan bir referans noktasıdır.

Oso y Madroño

Puerta del Sol Meydanı, Madrid’in enerjik ve canlı atmosferini hissedebileceğiniz önemli bir noktadır. Tarih, kültür, alışveriş ve eğlenceyi bir arada sunan bu meydan, Madrid’i keşfeden herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yerdir.

Madrid’deki Kraliyet Sarayı (Palacio Real), İspanya’nın en büyük sarayı ve Madrid’in en etkileyici tarihi yapılarından biridir. 18.yüzyılda inşa edilmiştir ve Kral Felipe V döneminde başlanmıştır. Daha önceki bir sarayın yerine inşa edilmiştir ve tam 44 yıl süren bir inşaat süreci sonucunda bugünkü görkemli halini almıştır.

Kraliyet Sarayı
Kraliyet Sarayı

Kraliyet Sarayı ziyaretçilere açıktır ve çeşitli alanları keşfetmek için gezi yapabilirsiniz. Turlar, Büyük Taht Salonu, Şeref Salonu, Kraliyet Şapeli ve Kraliyet Sarayı Müzesi gibi önemli alanları içerir. Her bir alan, muhteşem süslemeleri, değerli antikaları ve kraliyet ailesinin yaşamının izlerini sunar.

Madrid’deki Prado Müzesi (Museo del Prado), dünya çapında ün kazanmış ve önemli sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapan bir müzedir. İspanya’nın en önemli sanat müzelerinden biri olan Prado Müzesi, ziyaretçilerine binlerce farklı eseri barındıran benzersiz bir deneyim sunar.

1819 yılında Kraliyet Müzesi olarak kurulmuştur. Başlangıçta sadece kraliyet ailesinin sanat eserlerini barındıran bir koleksiyona sahipti. Ancak, zamanla koleksiyon genişlemiş ve bugünkü dünya çapında üne sahip olan müze haline gelmiştir.

Prado Müzesi

Prado Müzesi, özellikle İspanyol resim sanatına odaklanan zengin bir koleksiyona sahiptir. Müze, El Greco, Diego Velazquez ve Francisco Goya gibi ünlü İspanyol sanatçıların eserlerini sergiler. Ayrıca, Raphael, Caravaggio, Hieronymus Bosch ve Rembrandt gibi uluslararası sanatçıların eserlerine de ev sahipliği yapar.

Prado Müzesi

Prado Müzesi’ndeki önemli eserler arasında Velazquez’in “Las Meninas” adlı ünlü tablosu, Goya’nın “Üç Maymun” serisi ve El Greco’nun “Müminler” tablosu bulunmaktadır. Müze, koleksiyonunda yer alan birçok değerli eserle sanatseverleri etkileyip büyüler.

Las Meninas “Nedimeler”

Prado Müzesi’nde gezebileceğiniz alanlar arasında Ressamın Atölyesi, İspanyol Tablosu Galerisi, Flaman ve Hollandalı Resim Galerisi, İtalyan Resim Galerisi ve Uluslararası Kuşatma ve Barış Müzesi bulunmaktadır. Her bir bölüm, farklı dönemler ve tarzlar üzerine odaklanır.

İspanyol resim sanatının önemli örneklerini görmek, tarihi bina ve mimariyi keşfetmek için Prado Müzesi’ni ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Madrid aynı zamanda bir gastronomi başkenti olarak da ün yapmıştır. Şehirdeki pazarlarda, restoranlarda ve tapas satan yerlerde birbirinden lezzetli İspanyol yemeklerini deneyebilirsiniz. Mercado de San Miguel, Madrid’in en ünlü pazar yerlerinden biridir ve burada tatlılar, taze deniz ürünleri ve İspanyol tapasları gibi çeşitli lezzetleri bulabilirsiniz. Ayrıca, paella, jamon ibérico ve churros gibi yerel lezzetleri denemeden Madrid deneyimi tamamlanmış sayılmaz.

Churros

Madrid’i keşfetmek için birçok yer ve aktivite mevcuttur. Retiro Parkı, bisiklete binmek veya piknik yapmak için ideal bir mekandır. Gran Via Caddesi, alışveriş yapabileceğiniz popüler bir bölgedir. Plaza Mayor, tarihi meydanlardan biridir ve burada vakit geçirmek keyifli olabilir. San Miguel Market ise geleneksel yiyecekleri keşfedebileceğiniz ve satın alabileceğiniz bir pazardır.

Madrid, kültür, sanat ve lezzetin başkenti olarak cazibesini korumaktadır. Zengin tarihi ve kültürel mirası, dünya çapında ünlü müzeleri, nefis yemekleri ve canlı hayatıyla Madrid, İspanya’daki unutulmaz bir destinasyondur.

Evet…!

İspanya’ya dair deneyim dolu bu blog serisini sonlandırmak benim için biraz üzücü ama aynı zamanda da mutlu bir anlam taşıyor. Yaşadığım her anın tarihi yapılarına ve canlı sokaklarına tanık olabilmek büyülü bir deneyimdi. İspanya’nın zengin kültürüne, lezzetli yemeklerine ve samimi insanlarına tanık olmak, kendimi gerçekten şanslı hissettirdi.

Bu blogdaki hikayelerim ve paylaşımlarım sayesinde İspanya’yı daha iyi tanımak ve keşfetmek için bir fırsat yakaladım. Madrid’in canlılığı ve Barcelona’nın büyüleyici manzaraları beni oldukça etkiledi. Gaudi’nin eserlerini görmek ve Flamenco dansını izlemek gibi deneyimlerle dolu bir seyahat geçirdim.

Aynı zamanda, Endülüs’ün güzelliği beni büyüledi. Granada’nın tarihi El Alhambra Sarayı ve Sevilla’nın Plaza de España gibi yerleri gezmek, İspanya’nın tarihine bir adım daha atabilmek demekti.

Bu blog serisi sayesinde İspanya’nın tadını çıkarmak için ipuçları, gezilecek yerler ve daha fazlasını paylaşabildim. Umarım bu yazılar, sizlere İspanya’nın güzelliklerini hissettirebilmiştir ve bir gün siz de bu büyülü ülkeyi ziyaret etme fırsatı bulursunuz.

Şimdi sıra sizde, bu güzel ülkeyle ilgili ne düşünüyorsunuz? İspanya’yı keşfetmek, tanımak ve deneyimlemek için benimle beraber olmaya hazır mısınız? Benim seyahat hikayelerim burada son bulurken, sizin hikayeniz henüz başlamış olabilir. Kendinizi bu maceraya bırakın ve İspanya’nın büyüsüne kapılın.

Hasta luego! (Görüşmek üzere!)