Mısır, tarih boyunca insanlığın ilgisini çeken ve gizemini koruyan bir ülke olarak bilinir. Antik uygarlıkların izlerini taşıyan bu ülke, benim de uzun zamandır ziyaret etmek istediğim bir yerdi. Sonunda, uzun bir araştırma ve hazırlık sürecinden sonra Mısır’ı keşfetmek için yola çıktık.

Bu yazımızda, Mısır’ın farklı bölgelerindeki deneyimlerimizi paylaşacağız.

Gezimizden önce, Mısır hakkında birkaç kitap okuduk ve internet üzerinden araştırmalar yaptık. Ayrıca, Mısır’ın en gizemli tarafı olan hiyeroglifler hakkında bir başlangıç eğitimi aldık. Bu hazırlık süreci, gezimize daha iyi bir şekilde hazırlanmamızı sağladı. Yolda karşılaşabileceğimiz zorluklar ve ilginç noktalar hakkında bilgi sahibi olduk. 

Sonuç olarak, Mısır gezimiz bizim için unutulmaz bir deneyim oldu. Kitaplar ve araştırmalarla yaptığımız hazırlık sayesinde, bu gizemli ülkeyi daha iyi anlama fırsatı bulduk. Kahire, Luksor ve Hurghada’da gezdiğimiz yerlerde, Mısır’ın tarihi ve kültürel zenginliklerini yakından deneyimledik.

Yazıma başlamadan önce belirtmek istediğim önemli bir konuyu da sizlerle paylaşmak isterim. Elbette aramızda Dünya ülkelerini gezenler ve yeni başlayanlar var .. Bence gezilecek ülkelere sadece seyahat planı yapmakla kalınmamalı özellikle gidilecek ülkenin tarihi ve kültürel geçmişi varsa ülke hakkında bilgi de edinilmeli..

Yazımda, gidilen şehirler ilgili faydalı olacağını düşündüğüm bilgileri verip, sonrasında varsa yaşadığımız tecrübelerden bahsedeceğim.

Öyleyse başlayalım !

HURGHADA

Gezimize Hurghada ile başlayalım..

Hurghada, Mısır’ın güney sahilinde kendine özgü güzellikleri ve ilginç duraklarıyla bilinen bir tatil destinasyonudur.

Antalya’dan Hurghada’ya rötarlı bir uçuş sonrasında gece saat 03:00 civarında otelimize uber ile ulaştık..

Ertesi gün sabah Hurghada marina’sına gittik. Marina, güzel dekore edilmiş bir atmosfere sahipti, ancak çevresindeki karayolları hijyenik olmayan pazarcılarla doluydu. Kahvaltımızı bir restoranda yaptıktan sonra marinada keyifli bir yürüyüş yaptık ve marina camiyi ziyaret ettik.

Hurghada Marina

Hurghada Marina, şık restoranları ve alışveriş olanaklarıyla ünlüdür. Deniz kenarındaki yürüyüş yolları, dinlendirici bir atmosfer sunuyor.

Marina Camii (Mosque El Mina), sade mimarisiyle huzurlu bir sığınak sağlar ve yerel kültürle tanışmak isteyenlere güzel bir ziyaret noktasıdır.

Marina Camii

Sand City Museum, kilden ve kumdan yapılmış heykelleriyle biliniyor. Fakat burası küçük bir alan ve giriş ücreti yüksek olduğu için biz memnun kalmadık.

Hurghada’nın plajları ise turkuaz suları ve altın kumuyla ünlü. Dalış ve şnorkelle dalış yaparak renkli mercan resiflerini keşfetme şansına sahipsiniz. Hurghada’da geçireceğiniz tatil, denizden tarihi mekanlara, kumdan heykellere kadar birçok özel deneyimi size sunar.

KAHİRE

Kahire’ye gitmek için Hurghada terminaline geçip gece 23.00 gibi Kahire’ye ulaştık ve yine Uber kullanarak otelimize vardık. 

Sabah erkenden Giza piramitleri’ne doğru yola çıktık.. Ancak, bilet alırken beklenmedik sorunlar yaşadık ve çevrede kahvaltı yapabileceğimiz bir yer bulamadık. Bilet gişesi çok sıkıntılı bir alandı, güvenlik görevlileri belli bir ücret karşılığında sıra atlatarak bilet almayı önerdiler. Bu teklifi reddedip sıramızı beklerken, diğer turistlerin para karşılığında sırayı uzatmalarına tanık olduk. Bugüne kadar gezdiğimiz hiçbir yerde böylesine düzensiz bir durumla karşılaşmamıştık.

Genel giriş ücretini ödedikten sonra, piramitlere giriş için ekstra ücret ödemeniz gerekiyor. Güvenlik görevlileri bizi içeride de rahat bırakmadı ve anlaşmalı oldukları fayton sürücüleriyle bizi ücret karşılığı gezdirmek istediler. Bizim amacımız yürüyerek o atmosferi yaşamak.. faytonla ilgilenmediğimiz için de teklifi reddettik, ancak uzun süre ısrarlarına maruz kaldık. Oldukça rahatsız ediciydi. Maalesef Mısır’da hemen tüm turistik noktalarda yerlilerin turistler üzerindeki baskısı sıklıkla karşılaşacağınız bir durum. .

Giriş sürecini atlattıktan sonra artık Piramitlere odaklanabilirsiniz :))

Mısır Gize Piramitleri, dünyanın en etkileyici ve gizemli yapılarından biridir.

Bu piramitler, Keops, Kefren ve Mikerinos adında üç büyük firavun tarafından inşa edilmiştir.

Bu büyüleyici yapılar, Mısır’ın Orta Krallık ve Yeni Krallık dönemlerine aittir ve hala bugün bile insanları büyülemeyi başarmaktadır. Mısır piramitlerinin hayranlık uyandıran mimarisi, o dönemdeki teknolojik mükemmelliği göstermektedir.

Piramitler, tapınakları, mezar odaları ve gizemli koridorlarıyla dikkat çekmektedir.

Gize Piramitleri

Keops Piramidi, Mısır piramitleri arasında en büyük ve en etkileyici olanıdır. 4.500 yıl önce inşa edilen bu piramit, o dönemdeki en yüksek yapılardan biriydi. Keops Piramidi’nin orijinal olarak 146 metre yüksekliğinde olduğu düşünülmektedir, ancak zamanla bir kısmı erozyona uğradığı için şu anda 138 metre yüksekliğindedir. Piramidin içerisinde, firavunun mezar odası ve değerli eşyalarının bulunduğu odalar bulunmaktadır.

Kefren Piramidi, Keops Piramidi’nden sonra en büyük olanıdır. Bu piramit, Keops Piramidi’nden farklı olarak yüzeyinde hala bir miktar orijinal kireçtaşı kaplaması bulunan tek piramittir. Kefren Piramidi’nin yanında, Sfenks adı verilen devasa bir heykel bulunur.

Sfenks Heykeli
Kefren Piramidi

Mikerinos Piramidi, Mısır piramitleri arasındaki en küçük olanıdır. Ancak yine de büyüleyici bir güzelliğe sahiptir. Piramidin üst kısmı, zamanla erozyona uğradığı için tamamen kaybolmuştur, ancak alt kısımları hala ayaktadır. Mısır piramitlerinin nasıl inşa edildiği hala bir gizemdir.

Ancak yapılan araştırmalar, bu piramitlerin binlerce işçi tarafından taşları kesip yerine yerleştirmek suretiyle inşa edildiğini göstermektedir. Piramitlerin yapımında kullanılan taşlar, Nil Nehri’nden taşınarak piramitlerin yerine yerleştirilmiştir. Bu taşları taşımak için nasıl bir teknik kullandıkları hala tam olarak bilinmemektedir.

Mısır piramitlerinin inşası için kullanılan taşlar, o dönemdeki teknoloji ile bile çok ağırdı. Bu nedenle, bazı teorisyenler bu piramitlerin yapımında başka bir teknolojinin kullanılmış olabileceğini öne sürmektedir. Ancak şu ana kadar bu teori kanıtlanabilmiş değildir.

Mısır piramitleri, tarihin büyüleyici bir parçasıdır ve hala günümüzde bile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Ziyaretçiler, bu yapıları yakından görmek ve Mısır’ın antik medeniyetini keşfetmek için piramitlerin içine girebilmektedir. Aynı zamanda çevredeki piramit komplekslerini keşfetmek ve arkeolojik kazıları incelemek de mümkündür.

Mikerinos Piramidi

Mısır piramitleri, tarihin derinliklerinden gelen bu büyülü yapılar, insanların hayranlıkla izleyeceği bir mirastır. Her ziyaretçi, bu muhteşem yapıları gördüğünde, geçmişin büyüklüğünü hissedecektir.

Mısır seyahatinden önce yaptığım araştırmalarda yardımcı olan bir kaynağı da sizlerle paylaşmak isterim:

Sanal Tur: Harvard Üniversitesinin hazırladığı Giza Piramitleri 3D sanal gezinti..

https://giza.mused.org/en/guided/266/go-inside-the-great-pyramid-of-giza-in-3d

Evet! Bir Mola..

Bu kısımda kahire ile ilgili yaşadığımız bir kaç deneyimden bahsedip gezimize kaldığımız yerden anlatmaya devam edecem..

Kahire’de binaların rengi kum ya da toprak renginde.. nedeni ise bina dışına boya yapıldığı takdirde emlak vergisi ödenmesi..

Gelelim Kahire’nin trafiğine; Kahire trafiği inanın şaşırmanın ötesinde insanı korkutuyor. Trafikte akşam çok şaşırdığımız ise arabaların çoğunun farlarını yakmıyor olması. Evet ! Arabaların çoğu farlarını yakmıyor. Onun yerine kornalarına basıyorlar. Eğer yaya olarak hareket ederseniz karşıdan karşıya geçerken dikkatli olun. Üst geçit ve alt geçit görmedik. Trafik ışıkları var ama kimse uymuyor.  Bir yerden bir yere ulaşmak için Uber uygulamasını kullanabilirsiniz.

Şunu da dipnot olarak belirtmek gerekirse gezinizde mutlaka yanınıza bir sıvı sabun ve selpak bulundurmanızı tavsiye ederim. Çünkü çoğu yerde bu basit hijyen ürünler maalesef yok..

Akşam 15:00 civarı Selahattin Kalesi’ne doğru yol aldık. Kale ve Mehmet Ali Paşa Camii’ni gezdik. Cami iç dekorasyonu oldukça etkileyiciydi. Maalesef, Mehmet Ali Paşa’nın valilik binası olarak kullandığı El Cevhere Sarayı tadilat sürecinde olduğu için gezemedik. Bu arada, Cami gezerken, avlusunda düğün yapılması bizi şaşırttı.. Tahrir Meydanı’na yakın popüler caddelerde gezinti yaparak günü tamamladık ve akşam otelimize döndük.

Aşağıda gezdiğimiz bu yerler hakkında kısaca bilgi vermeye çalışacağım.

Mehmet Ali Paşa Cami

19.yy. da, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından yaptırılmış. Caminin mimarı Ayasofya’yı örnek alıp, 52 m. yüksekliğinde bir kubbe, 84 m. yüksekliğindeki iki minare ile abidevi bir “Osmanlı Tarzı Camii” oluşturmuştur. İçerisinde Mehmet Ali Paşa’nın mezarının da yer aldığı, Kahire Kalesi’ndeki bu caminin terasından kuşbakışı, tüm Kahire’yi gören hoş bir manzaraya tanık olacaksınız.

Kahire Kalesi ( Salahaddîn Eyyûbî Kalesi)

Kahire Kalesi’nin bulunduğu tepede, Roma döneminde bir garnizon olabileceği belirtilmektedir. Ama 7. yüzyıldaki Arap fethine kadar burası yerleşim dışı olarak kalmıştır. 810 yılında, Hatim adında bir Abbasi halifesi burada Kubbet el-Hava adında bir kasır yaptırmıştır. Bu kasır, 10. yüzyıl başlarında Tolunoğulları’nın çöküşüyle birlikte yıkılıncaya kadar kent yöneticilerinin gözde bir mekanı olmuştur. Daha sonra tepe Kahire’yi çevreleyen büyük mezarlığın bir parçası olmuştur, ve üzerinde birkaç cami inşa edilmiştir. Asıl kalenin inşaatına Eyyubi hanedanının kurucusu Selahaddin Eyyubi tarafından Haçlılar’a karşı kenti korumak amacı ile 1176 yılında başlanmıştır. Daha sonra Eyyubiler, Memlukler, Osmanlı Devleti ve Mısır Hıdivleri dönemlerinde kale çeşitli eklemeler ve onarımlardan geçerek bugünkü görünümünü almıştır.

Ortadoğu’nun En Eski Müzesi : Kahire Müzesi

Kahire Müzesi için bence 3-4 saat ayırmak gerekiyor. Müzede bilet işlemlerinin olduğu bölümde özel rehberler bulunuyor ve size müzedeki önemli eserleri anlatmak için teklifte bulunuyor. Bizde müze gezimizde özel rehber hizmeti aldık ve memnun kaldık fakat elzem değil.

Şimdi Müze hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;

Kahire Müzesi, tarih ve kültür meraklılarının hayranlıkla ziyaret ettiği önemli bir turistik yerdir. Binlerce yıllık tarihe sahip olan Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunan bu müze, ziyaretçilere antik Mısır medeniyetini ve tarihini daha yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Kahire Müzesi, Mısır hükümeti tarafından 1902 yılında kurulmuş ve günümüzde 136,000 metrekarelik bir alana yayılmaktadır. Müze, 120,000’den fazla eseri barındırıyor ve dünyanın en büyük antik Mısır koleksiyonuna sahip… Müze, Mısır tarihini aydınlatan eserleri sergilemesinin yanı sıra, ziyaretçilere Mısır mitolojisi, sanatı ve arkeolojisi hakkında bilgi veriyor.

Kahire Müzesinden kendi objektifimden bir kaç fotoğraf paylaşacağım..

Ramses II
Akhenaton (Firavun)
Akhenaton, Güneş Tanrısı Aten’e dua ediyor.
Akhenaton veziri Yuya
Rosetta Taşı ve Jean François Champollion (Eski Mısır yazısını okuyabilen ilk kişi)
Piramitlerden çıkarılan eserler
Mumyalama esnasında vücuttan çıkardıkları organları sakladıkları kaplar
Mumyalanan bir vücut

Kahire Müzesi’nin en ünlü eserlerinden biri, Mısır’ın en önemli firavunlarından olan Tutankamon’un mezarında bulunan hazinelerdir. Tutankhamon’un mezarı, 1922 yılında keşfedilmiş ve dünyanın en büyük arkeolojik keşiflerinden biri olarak kabul edilmiştir. Müze, Tutankhamon’un mezarından çıkarılan altın maskesini ve diğer değerli eşyalarını sergilemektedir. (Müzenin bu özel bölümünde fotoğraf çekmek yasak.)

Tutankhamon
Tutankhamon Tahtı

Kahire Müzesi ayrıca diğer önemli Mısır firavunları ve tanrılarına ait eserleri de barındırmaktadır. Müze, Ramses II, Amenhotep III, Hatshepsut ve Akhenaten gibi ünlü firavunların heykellerini sergilemektedir. Ayrıca, antik Mısır tanrılarına adanmış tapınaklar ve mezarlar da müzenin önemli parçaları arasındadır. Kahire Müzesi’nin Mısır sanatı ve kültürü hakkında eğitici sergileri de var. Müze, antik Mısır dönemine ait sanat eserlerini sergilemektedir. Bu eserler arasında duvar resimleri, heykeller, mücevherler ve antik Mısır yazıları yer almaktadır.

Narmer Paleti ( ilk hiyeroglif yazılarının bulunduğu palet)

Kahire Müzesi, aynı zamanda arkeologlar için de önemli bir kaynak olmuştur. Müze, Mısır’ın farklı dönemlerine ait arkeolojik kazılardan elde edilen eserleri araştırmacılar ve uzmanlar için erişilebilir kılmaktadır.

Gezi sonunda, müze mağazasında çok sayıda hediyelik eşya bulunuyor.. Museum Shop hediye almanızı tavsiye edebiliriz.

Bab Zuweila

Mısır’ın başkenti Kahire’nin Eski Şehri’nin sur duvarında kalan üç kapıdan biridir. Şehrin önemli simge yapılarından biri olarak kabul edilir ve 11. ve 12. yüzyılda Fatımi dönemi Kahire’nin surlarından kalan son güney kapısıdır.

Kahire şehri 969 yılında Fatımi hanedanının kraliyet şehri olarak kuruldu . 1092 yılında vezir Bedir el-Cemali Kahire’nin çevresine ikinci bir duvar yaptırdı. Bab Zuweila bu duvarın güney kapısıydı. Dik bir tırmanışla ulaşılabilen minareleri vardır. Eski zamanlarda çevredeki kırsal bölgelerdeki düşman birliklerini gözetlemek için kullanılıyorlardı ve modern zamanlarda Eski Kahire’nin görüntülerini sağlıyorlardı .

Al-Azhar Camii

Mısır Kahire’de bir cami. Fâtımî Halifesi Muiz Lidinillah tarafından 970 yılında yeni başkent için yapımı başlatıldı. Kahire’de kurulmuş ilk camidir ve şehre “bin minareli şehir” unvanının verilmesine sebep olmuştur. Cami, bugün Karaviyyin Üniversitesi’den sonra dünyanın en eski ikinci sürekli üniversitesi olan el-Ezher Üniversitesi’ne doğru yavaş yavaş gelişmiştir.

Han El-Halili Çarşısı

Mısır el Halili Çarşısı, Kahire’nin en ünlü ve en eski pazarlarından biridir. Tarihi, eski Mısır’a kadar uzanan bu çarşı, yüzyıllardır ziyaretçileri tarihi ve kültürel bir yolculuğa çıkarmaktadır. Mısır el Halili Çarşısı, İslam mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Kahire Kalesi’ne yakın bir konumda yer almaktadır.

Çarşı, dar sokakları, labirent gibi geçitleri ve renkli dükkanlarıyla ünlüdür. Bir zamanlar yalnızca yerel halka hizmet veren çarşı, şimdi tüm dünyadan turistleri çekmektedir. Bu çarşıda her türlü ürünü bulmak mümkündür. Geleneksel el işi ürünler, baharatlar, takılar, kahve çekirdekleri ve özel Mısır kahveleri gibi birçok çeşitli ürün bulunmaktadır. Çarşının her köşesinde satıcılar, ziyaretçilere ürünlerini tanıtmak için canhıraş bir şekilde çalışmaktadır.

Çarşıyı gezerken, tarihin ve kültürün derin izlerini hissedebilirsiniz. Her bir dükkanın arkasında, yıllar boyunca yaşanan hikayeler saklıdır. Çarşıda sergilenen el yapımı halılar, antika eşyalar ve geleneksel elbiseler, ziyaretçilere Mısır’ın zengin mirasını hatırlatır.

Ancak çarşı sadece alışveriş yapmak için değil, aynı zamanda sosyal bir mekan olarak da hizmet vermektedir. Çarşının çayhaneleri ve kahvehaneleri, yerel halkın ve ziyaretçilerin bir araya gelerek sohbet ettiği ve dinlendiği bir yerdir. Burada oturup çayınızı yudumlayarak çarşının hareketli atmosferini deneyimleyebilirsiniz. Mısır el Halili Çarşısı’nın gece atmosferi, gündüzün heyecanını daha da artırır. Geceleyin, çarşı sokakları ışıklarla dolup taşar ve dükkanların vitrinleri göz kamaştırır. Ziyaretçiler, yerel halkın enerjisi ve müzik sesleri eşliğinde çarşıyı gezmekten büyük keyif alır.

Bab El-Futuh

Mısır’ın eski Kahire  şehrinin şehir surlarında kalan üç kapıdan biridir . El-Mu’izz Caddesi’nin kuzey ucunda yer almaktadır . Geriye kalan diğer iki kapı ise kuzeyde Bab el-Nasr (Zafer Kapısı) ve güneyde Bab Züveyle’dir (Züveyle Kapısı).  Kapı, ilk olarak 10. yüzyılda Fatımi döneminde inşa edilmiş, daha sonra 11. yüzyılın sonlarında bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiştir.

Mısır’ın İlk Piramidi : Basamaklı Piramit

Sakkara’ya vardığımızda alanı yürüyerek gezeceğimizi sanıyorduk fakat alanın oldukça geniş olduğunu ve bir araba kiralamamız gerektiğini anladık. Gişe girişinde bekleyen bir şoförle anlaştık ve bizi aracıyla gideceğimiz yerlere götürdü. Bu arada, Sakkara’nın her tarafında çok fazla başıboş köpek vardı bunu da ek olarak belirteyim.

Şimdi Basamaklı Piramidin yapılış tarihinden kısaca bahsedelim…

Zoser Piramidi, Basamaklı Piramit;

Firavun Zoser

Günümüzden 4 bin 700 yıl önce MÖ 27. yüzyıl’da Mısır’ın üçüncü hanedanı döneminde Firavun Zoser adına yapılmıştır. Antik Mısır’da yapılan ilk ve en eski piramittir. Tasarımı, çağının dehaları arasında gösterilen vezir İmhotep’e ait olan altı basamaklı piramit, başkent Kahire’nin güneyindeki Sakkara bölgesinde yer almaktadır. Zoser piramidi diğer piramitlerden farklı olarak merdivenli inşa edildi. Piramidin girişi en üst basamaktadır. Firavun Zoser’e ait olan piramidin duvarları kabartmalarla süslüdür. Diğer piramitlerde mezar içleri süslenmemiştir. Bu da diğer piramitleri basamaklı piramitten ayırmaktadır.

Tamamlandığında, Zoser Piramidi 62 metre (204 fit) yüksekliği ile zamanının en yüksek yapısıydı. Çevresindeki kompleks, 40 dönümlük (16 hektar) bir alanı kaplayan ve 10,5 metre yüksekliğindeki bir duvarla çevriliydi, rahipler için bir tapınak, avlu, türbe ve yaşam alanlarını içeriyordu.

Zoser, Mısır Eski Krallığı’nın (MÖ 2686-2125) 3. hanedanlığının birinci veya ikinci kralıydı.19 ya da 38 yıl hüküm sürdüğüne inanılıyor. Piramidinin görkemli planının yaşamı boyunca gerçekleşmesine izin verecek kadar uzun süre hüküm sürdü.

Böylesine büyük ve özenle yontulmuş bir taş yapının toplumsal etkileri şaşırtıcıdır. Böyle bir yapı inşa etme süreci, önceki kerpiç anıtlardan çok daha fazla emek yoğun olacaktır. Bu, devletin ve dolayısıyla kraliyet hükûmetinin hem maddi hem de insan kaynakları üzerinde yeni bir kontrol düzeyine sahip olduğunu gösteriyor.

Zoser Piramidi 14 yıl süren restorasyonun ardından Mart 2020’de yeniden ziyarete açıldı.

Biz Sakkara’da basamaklı piramit haricinde Unas piramidi, Menkaura mezarı, Ti mastabası, Serapeum ve İmhotep müzesine gittik.. sorduğumuzda ana gezilmesi gereken yerlerin buralar olduğunu söylediler. Buraya yakın birkaç mastaba ve başka piramitler olsa da oralara gitmedik.

Imhotep Müzesi

Adını eski Mısırlı mimar İmhotep’ten alan müze, 26 Nisan 2006 da açıldı. İmhotep, taştan anıtsal bir yapı inşa eden ilk Mısırlı olarak tanınır: Firavun Djoser’in Sakkara’da bulunan ve 3. Hanedanlık döneminde inşa edilen basamaklı piramidi yapmıştır.

Müzede, Teti Piramidi kompleksinin kazısı sırasında Zahi Hawass tarafından keşfedilen Ptolema dönemine ait bir mumya ve Unas kompleksinin geçit yolunun yakınında bulunan büyük bir çift heykel gibi Sakkara’nın başyapıtlarına hayran kalınabilecek altı büyük salon bulunmaktadır . Heykel, 19. Hanedan Mut Yüksek Rahibi Amenemopet ve eşini tasvir ediyor.

Giriş salonunda ziyaretçiyi, üzerinde kralın ve mimar İmhotep’in adının okunduğu Djoser heykelinin bir parçası karşılıyor .

İkinci salonda ise Sakkara platosunda yapılan çeşitli kazılardan elde edilen arkeolojik buluntular sergileniyor.

Üçüncü salon Mısır sanatına ayrılmıştır ve ahşap ve taştan yapılmış kaplar, heykeller ve steller ile anıtların inşasında kullanılan antik araçları içermektedir.

Dördüncü salonda, sütunlar ve piramit kompleksinin altındaki odaları süsleyen yeşil ve mavi fayans duvar karoları gibi Basamaklı Piramit kompleksinden mimari unsurlar sergileniyor . Bu odada ayrıca İmhotep’in küçük bir heykeli de bulunmaktadır.

Beşinci salonda 6. Hanedan’dan Yeni Krallık’a kadar mezarlarda kullanılan nesneler sergileniyor .

St George Katedrali

Kahire’deki Babil Kalesi’nde bulunan bir Yunan Ortodoks kilisesidir . İskenderiye Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne ve tüm Afrika’ya bağlı St George Kutsal Patriklik Manastırı’nın bir parçasıdır . Kilisenin tarihi 10. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Mevcut yapı 1904’teki bir yangının ardından yeniden inşa edilmiş, inşaat 1909’da tamamlanmış..2009’dan beri manastırın başrahibi “Babil Piskoposu” unvanıyla piskopos rütbesine sahip.

Asma Kilise

Asılı Kilise, Kahire’deki en eski kiliseler arasındadır ve Meryem Ana’ya adanmıştır. Kiliseye giriş sivri taş kemerin altındaki demir kapılardan sağlanmaktadır ve ikiz çan kulelidir.

Babil Kalesi

Mısır’ın başkenti Kahire’deki Mısır El-Kadime bölgesinde bulunan ve Mısır’ın Müslümanların eline geçmesinin tarihi bir simgesi olarak kabul edilen Babil Kalesi, altıncı yüzyılın ikinci yarısında Babil Kralı Nebuchadnezzar tarafından yaptırıldı.

Stratejik amaçlar için inşa edilmiş olan kale yüzyıllar boyunca çeşitli yöneticiler tarafından yükseltilmişti.

LUKSOR

Krallar Vadisi

Luksor’un dışında bulunan geniş nekropol, eski Mısır tarihinin en müreffeh dönemlerinden biri olan Yeni Krallık’tan firavunlara ve soylulara ait 60’tan fazla mezar içeriyor. Yapılan keşifler arasında Tutankhamun, Set I ve Ramses II’nin odaları var. Firavunların eşleri ve akrabaları da Kraliçeler Vadisi’nde yer alıyor.

Krallar Vadisi Girişinde yer alan harita

Eski Mısır uygarlığı hakkında bildiklerimizin çoğu, onların ölümden sonraki dünyaya yaptıkları hazırlıkları kapsıyor. Altın sandaletlerden gösterişli lahitlere kadar, zanaatkarlıklarının kalıntıları dünyanın dört bir yanındaki müzelerde bulunabiliyor. Ancak bu gösterişli mezarların etkisini tam olarak anlamak için mezarlar yakından incelenmelidir. En ünlü ve ayrıntılı kral mezarları Krallar Vadisi’nde bulunuyor.

Krallar Vadisi, Yeni Krallık Dönemi’nde (MÖ 1539 – 1075) firavunların ve soyluların gömüldüğü Thebes (günümüz Luksor) yakınlarındaki bir kraliyet nekropolüdür. Doğu Vadisi ve Batı Vadisi olarak adlandırılan iki vadiye yayılmış 63 bilinen kaya mezarına sahiptir. Burası 1922’de Kral Tutankhamun’un mezarının keşfedilmesiyle ünlendi ve Mısırbilimciler için önemli bir arkeolojik alan hâline gelmiştir.

Tutankhamun’un Lahiti
Tutankhamun
Ramses 5,6
Ramses 5,6 Lahiti

Hatşepsut Tapınağı

Hatshepsut Antik Mısır’ın on sekizinci hanedanın tek kız çocuğuydu. Babasının ölümünün ardından eşi  II. Thutmose Mısır firavunu kendisi ise kraliçe tahtının sahibi oldu. Ayrıca üvey erkek evladı  III. Thutmose’a annelik etmiştir.

Eşini kaybeden Hatshepsut, oğlu  III. Thutmose üzerinde belirgin bir baskınlık kurarak Antik Mısır’ın ilk kadın firavunu olmayı başarmıştır. Halk içerisindeki isyanı ve tatsızlığı önlemek adına tüm törenlere erkek firavun kıyafetleri ve takma sakalla katılmış olup, koca bir orduyu toplayıp sefere dahi çıkmıştır.  

Hatshepsut’un Deir El Bahri’deki Tapınağı onun en büyük başarısıdır. MÖ 1479’da bu görkemli tapınağı inşa etme emrini vermiş ve tamamlanması tam onbeş yıl sürmüştür.

Karnak Tapınağı

Dünyadaki en büyük antik dini mekân olan Karnak tapınak kompleksi büyük bir açık hava müzesidir.

Karnak’ın süsleme sanatı kabartmadan çok kazımadır. Hipostil salonunda yaklaşık 134 sütun vardır. Karnak’ta 8000 adak taşı, 450 heykel ve 10’a yakın sfenks bulunmuştur.

Karnak Tapınağı

Karnak aslında bitmemiş bir tapınaktı. Her firavun kendinden önceki firavunun yaptığı eklemelerden çok fazlasını yaparak büyük ve görkemli bir tapınak halini almıştır ve her firavun kendinden bir şeyler katmak istemiş ve böylece Karnak’ın yapımı 2000 yıldan fazla sürmüş. Karnak Tapınağı ayrıca hem Mısır tarihi hem de mitolojisi hakkında önemli bilgiler vermektedir. Ayrıca Karnak Tapınağı’nda birçok firavunun izine rastlamak mümkündür. Hem de Karnak’ta arkeologlar birçok kazı yaparak bu kazılarda önemli bulgular elde etmişlerdir.

Tapınaktaki en özel yapılardan biri olan “Hipostil Salonu” Firavun I. Seti tarafından yaptırıldı.

I. Seti, oldukça sıkıntılı bir dönemde tahta çıkmıştı. Kendisinden önceki firavun olan, babası I. Ramses kısa bir süre hüküm sürmüştü. Üstelik kraliyet ailesine mensup değildi! Bu nedenle, I. Seti’nin tahta çıktığı halde kendisini bütün Mısır’a kabul ettirmesi gerekiyordu. Bunun, iki yolu vardı; önemli askeri başarılar kazanmak veya muhteşem yapılar inşa etmek! I. Seti, bu iki alanda da oldukça önemli işler yaptı ve bütün bunları Karnak Tapınağı’na kaydetti…

(Kaynak: https://listelist.com/karnak-tapinagi/ )

Antik Mısır’ın Büyülü Açık Hava Müzesi: Luksor Tapınağı

Luksor Tapınağı

Luksor Tapınağı ise, bugün Luksor şehrinde, Nil Nehri’nin doğusunda bulunan Eski Mısır tapınak kompleksidir ve MÖ 1400lü yıllarda inşa edilmiştir. Mısır dilinde, “güney sığınağı” olarak bilinir. Teb şehrindeki diğer tapınaklardan farklı olarak, Luksor tapınağı bir kült tanrıya veya firavunun tanrısallığına adanmamıştır. Bunun yerine, Luksor tapınağı krallığın gençleşmesine adanmıştır. Mısır firavunlarının çoğunun kavramsal olarak taçlandırıldığı yer olarak da kabul edilir.

Sonraki dönemlerde Tutankamon, II. Ramses, Büyük İskender, Roma ve Müslüman Araplar tarafından çeşitli eklemeler yapılan tapınak, günümüzde de ihtişamını korumaktadır.

Deir El Medina

Yerleşimin eski adı Set maat “Gerçeğin Yeri” idi ve orada yaşayan işçilere “Gerçeğin Yerindeki Hizmetkarlar” deniyordu.

Konut mahallesi veya işçi köyü, antik yerleşimin güneydoğu kesiminde yer alıyordu. Güneydeki Krallar Vadisi’ne yürüme mesafesinde, küçük bir doğal amfi tiyatroda yer almaktadır. Kraliyet mezarlarında yürütülen çalışmanın hassas yapısı göz önüne alındığında, köyün gizliliği korumak amacıyla genel nüfustan ayrı olarak inşa edilmiş olabileceği düşünülüyor . Zirvede topluluk, toplam 5.600 metrekarelik bir alana yayılmış yaklaşık altmış sekiz evden oluşuyordu.

Köyün içinden geçen ana yol, köylüleri güneşin yoğun ışığından ve sıcaklığından korumak için kapatılmış olabilir. Konumu itibariyle köyün hoş bir ortam sağladığı düşünülmemektedir. Duvarlarla çevrili köy, içinde bulunduğu dar vadinin şeklini yansıtıyor. Köy, mezar soygunu, Libya baskınları ve iç savaşın istikrarsızlığından kaynaklanan artan tehditler nedeniyle (mezarı Krallar Vadisi’nde inşa edilen kraliyet mezarlarının sonuncusu olan) Ramses XI’in hükümdarlığı sırasında MÖ 1110-1080 dolaylarında terk edildi.

Kadınlar da dahil olmak üzere toplumun büyük bir kısmı en azından okuyabilir ve muhtemelen yazabilirdi.

(Kaynak: https://madainproject.com/deir_el_medina)

Dev Memnon Heykelleri

II. Amenhotep’in mezar tapınağının koruyucusu olan bu heykeller, Mısır’ın zengin ülke tarihinin günümüzdeki en önemli yansımalarından birisi. II. Amenhotep; ülke kültürünün öne çıkan figürleri Ramses, Kleopatra, Nefertiti ve Tutankhamun kadar ünlü birisi.

Memnon Heykelleri, geçmişte bazı günlerde, şafakla birlikte arp sesine benzeyen bir ses yükseldiğinden dolayı “Şarkı Söyleyen Memnon” adıyla da anılıyor. Bazı teoriler, bunun rüzgar nedeniyle çatlaklardan yankılanan sesler olduğunu; kimisi de gündüzün sıcağın etkisiyle ısınan taşların, akşam serinliğinde doğal daralmasına bağlıyor.

Ne yazık ki Roma İmparatoru Septemius Severus (MS 193-212) döneminde gerçekleşen restorasyon ile bu sesler sonsuza kadar yok olmuş.

Nil Nehri

Dünya’nın en uzun ikinci nehri..

Nil Nehri (Objektifimden)

Evet !

Yazımızın sonuna doğru geldik..

Kahire, Luksor ve Hurghada hakkında paylaştığım detayları içeren Mısır blog yazımın sonunda, bu muhteşem ülkenin zengin tarihi ve kültürel mirasının keşfedilmeyi beklediğini vurgulamak istiyorum.

Kahire, Eski Mısır uygarlığının başkenti olan Giza Piramitleri ve Sfenks gibi tarihi yapılarıyla ünlüdür. Aynı zamanda modern bir şehir olan Kahire’nin sokaklarında dolaşırken, Osmanlı döneminden kalma sarayları, camileri ve pazarları da keşfedebilirsiniz.

Luksor ise Nil Nehri üzerinde yer alan antik bir şehirdir ve Mısır’ın en önemli turistik merkezlerinden biridir. Luksor’da yer alan Karnak Tapınağı ve Luksor Tapınağı gibi antik yapıları görmek, tarihin derinliklerine yolculuk yapmanızı sağlar.

Hurghada ise Mısır’ın kıyı şeridinde, Kızıldeniz’e kıyısı olan bir tatil beldesidir. Bu güzel bölge, berrak suları ve renkli mercan kayalıklarıyla dalış ve sörf gibi su sporlarıyla ilgilenenler için bir cennettir. Ayrıca, Hurghada’nın lüks tatil köyleri ve otelleri, dinlenmek ve rahatlamak isteyenler için ideal bir seçenektir.

Mısır’ın bu üç önemli şehri, her biri kendine özgü güzellikleri ve farklı deneyimleri sunmaktadır. Tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, ziyaretçilerine unutulmaz anılar yaşatan bu üç şehri keşfetmek için Mısır’a gitmek bir ayrıcalıktır.

Mısır, sadece piramitler ve antik tapınaklarla sınırlı değildir. Zengin tarihi dokusu, büyüleyici doğal güzellikleri ve misafirperver insanlarıyla Mısır, herkesin hayalini süsleyen bir destinasyondur. Mısır’ı ziyaret ederek, bu büyülü ülkenin sırlarını keşfetme ve unutulmaz bir deneyim yaşama fırsatı elde edebilirsiniz.

Sevgiyle kalın ve yolculuklarınızda hep bir adım önde olun !

Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere Gezgin Kalemi..